Own free website with 1 GB free space?
   
  ASLINI İNKAR ETMEYENLER
  BİYOGRAFİ
 
Denizi kara , karayı para yapan adam : EKREM ORHON

16/8/2006 (Kategori: Siyaset) EKREM ORHON 1911 yılında Rize Derepazarı-Bürücek Köyünde dünyaya gelen Ekrem Orhon ilk ve Orta okulu Rize’de okudu. Robert kolejini bitirerek mühendis oldu. Amerika’da İllinois Üniversitesini 1936 yılında bitirerek, İnşaat Yüksek Mühendisi olarak mezun oldu. 1963 yılında Rize Belediye Başkanı seçilerek, 1973 yılına kadar bu görevi yürüttü. 12 Eylül 1980 ihtilali ve harekatından sonra tekrar Belediye Başkanlığına getirildi. Belediye Başkanlığı görevini sürdürürken 9 Ağustos 1983 yılında hakkın rahmetine kavuştu. Ekrem Orhon , Karayolları Bölge Müdürü iken , Rize'lilerden gelen talepler üzerine belediye başkanı seçilir. Kısa bir süre sonra ağır bir hastalık geçirir ve yurt dışında tadavi olur. Bu esnada çok ağırdır ve neredeyse kendisinden ümit kesilmiştir. Binlerce kilometre uzaktaki belediye başkanları için rizeliler o gece tüm Rize camilerinde hatim indirirler ve dua ederler. Ertesi gün Ekrem Orhon yurt dışındaki hastanede birdenbire iyileşir. Memleketine döndüğünde , rizelilerin yaptıklarını öğrenir ve çok duygulanır. Bundan sonra hayatını Rize'ye adayacağını çevresindekilere bildirir. gerçekten de öyle olur. 60 lı yıllarda Ekrem Orhon ve Rize ismi yanyana anılmaktadır. Ekrem Orhon , şehir alanının yetersiz olduğunu ,.Rize'nin gelişmesindeki en büyük engelin bu olduğunu düşünmektedir. Keşke bu büyük adam o yıllarda bu düşüncesinin ne kadar yanlış olduğunu görebilseydi. Çünkü bugün artık apaçık meydandadır ki , dolgu alanına yapılan rize , kimliksiz , şahsiyetsiz bir beton yığınından ibaret iken , şehrin orijinal dokusu İsciçre köylerini andıran bir standarttadır. Ekrem Orhon bu düşüncesini hayata geçirmek için , Amerika'daki okul arkadaşlarındaki , çevresindeki nüfuzu kullanarak , o yıllarda Türkiye'nin hiçbir kurumunda bulunmayan büyüklükteki makinaları ve kamyonları Rize'ye getirir. Denizi dolduracaktır ama , belediye meclisinden bu kararı geçirmekte zorlanır. Herkes onunla alay etmektedir. Uyyy hiç deniz dolar mi daaaa ) Neyse i kerhen bir karar çıkar ama , Ekrem Orhon , kimsenin kendisine inanmadığının farkındadır. Bu inançsızlıkla başarısız olabileceğini de görmüştür. HERKES İSKELEYE GELSUN DAAAA... Bir gün belediye hoparlöründen bir anons yapılır. Anons son derece sadedir: HERKES İSKELEDE TOPLANSIN !! Bu ilginç anonsu duyan merakla iskeleye koşar. Bir de bakarlar ki , belediye başkanı iskelede bir yukarı bir aşağı hışımla dolaşmaktadır. -Ula başkan , nedur bu , neden çağurdun bizi ... - Bekleyun ulan kopeliler. ( kopeli aslında köpek yavrusu demektir) Neyse , iskele epeyce kalabalıklaşır. Başkan , bir işaretle bir mavnayı iskeleye çektirir. ( Mavna : motorsuz tekne ) Olay daha ilginç hale gelmiştir , kalabalık artar. Ekrem Orhon , yeterli kalabalık toplanınca , bir işaret verir ve ileride bekleyen taş yüklü dev kamyonlardan biri hareket eder ve iskeleye gelir. Ekrem Orhon , kamyona bizzat manevra yaptırarak , kamyondaki taşı mavna'ya boşalttırır. Olay giderek daha ilginç hale gelmektedir. Kalabalık artat. Ekrem Orhon bir işaret daha çakar , ikinci dev kamyon da gelip taşları mavnaya boşaldır. Sağdan soldan sesler yükselir: -Ula başkan , ne edeyisun? -Siz karışmayun kopeliler... Neyse kamyonlar bir iki derken mavna yavaş yavaş suya gömülmeye başlar. -Ula başkan , batacak ula ne edeyisun... -Karışmayun ulan kopeliler.. -Ula batacak ula... -Karışmayun ula.. -Ula batayi.... Derken son bir kamyonla mavna su alır ve batar. Ekrem orhon ahaliye seslenir: -Ey Rize'liler , deniz dolgusuna başladım !!! Bu ironik başlangıç günlerce rizede konuşulur. Üzerinde mütaalalar yapılır. İnanan vardır , inanmayan vardır. Büyük zorluklarla deniz doldurulmaktadır ama iğne ile kuyu kazar gibi. Ankara'dan destek yoktur. Ekrem Orhon kendi kıt kaynakları ile başbaşadır. Bir süre sonra , dolgu alanı için imar planı yaptırır. Rize ileri gelenleri bunu alayla karşılarlar: -Ula başkan , saa helal olsun , denizi parselleyup satayisun... Başkan uzun süren bu dolgu çalışmasının ortalarında rizelilerin desteğini kaybetmeye başlar. Rize merkezindeki yerleşikler gururludur. En yakın köylerdeki insanlara dahi köylü muamelesi yapmaktadırlar. Köylüler de şehirlinin bu tavrına içerlemektedir. Ekrem Orhon bu çelişkiyi de paraya çevirmenin yolunu bulur. Köylüleri ikna eder : denizdeki bu yerleri alın , size 10 kat imar , rizelinin önüne apartmanları dikeceksiniz. Siz olacaksınız şehirli , yalı apartmanı sahibi , onlar arkada kalacaklar. Bu fikir tutar ve Ekrem Orhon denizden parsel satarak bu dolguyu tamamlar. ________________________________________ Bugün Rize nüfusunun büyük bölümü dolgu alandaki apartmanlarda yaşamaktadır. Rizeyi gören yabancılar , bir yandan doğanın muhteşemliğine hayran kalmakta , bir yandan da bu güzel doğada bu beton yığınlarının hanki akıl ile yapıldığına şaşıp kalmaktadırlar. Rize türkiyenin en uzun kordonunu elde etmiştir ( 15 km) Yüksek yüksek apartmanları da vardır ama , Zümrüt Rize'nin zümrütü çizilmiştir artık.. Bu hikaye Rize'de yaşadığım yıllarda dinlediğim hikayedir. Bu hikayede aksayan taraflar olması mümkündür. Bazı yanlışlıklar da olabilir. Çünkü sonuçta halktan dinlediğim şeyleri derledim. Ama Ekrem Orhon'u bizzat tanıdım. 1981 yılında Çaykur önünde inşa ettiğim Atatürk Anıtı açılışı esnasında zamanın genel müdürü rahmetli Yılmaz Telatar , Ekrem Orhon ve zamanın Rize Valisi tarafından yapılan açılış töreninde , müellif olarak bulunmuştum. Açılış konuşması yapma şerefini de bana bahşetmişti rahmetli Yılmaz Telatar. Bu nedenle anıtın üzerindeki örtünün çekilmesi esnasında onlarla birlikteydim. Örtü açıldı ve röliyefler ortaya çıktı. Ekrem Orhon hemen özgün tepkisini gösterdi : -Ula bu Ataürk'ün yanındaki karinun m.. sürmeneliye benziyi. Çok enteresan , sinerji dolu lider bir insandı. Mezarı için Rize kalesi izni zamanın mülki amirinden alınamadı. Rize mezarlığında mezar açıldı.Cemaat camiden çıktı , doğru Rize kalesi'ne yönlendi ve rizelilerin kararı ile Rize Kalesi'ne defnedildi. Toprağı bol olsun. Rizeli hemşehrilerime sevgilerimle. Erkan İnce Kaynak:erkanince.blogcu.com/09.09.2007

            

Fuat Köprülü( 1890)- (1966)

Mehmet Fuat Köprülü (1890 - 1966) Parlamenter, siyaset ve devlet adamı, Yeni Demokrat Partinin kurucusu. Köprülü Mehmet Paşanın ailesindendir. Ayasofya Rüştiyesi ve Mercan İdadisi'nden sonra İstanbul Hukuk Fakültesi'ne devam etti. 1909'da bu fakülteyi bırakarak Edebiyat, Felsefe ve Tarih alanlarında özel olarak çalışmaya başladı. Bundan sonra İstanbul okullarında öğretmenlik yaptı. 1924'de Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarlığı'na atandı. Aynı yıl İstanbul Darülfünun'daki görevine döndü. Bu arada Türkiyat Enstitüsü'nü kurdu. T.T.E. (Türk Tarih Encümeni) kurulan başkanlığına seçildi.

1929'da Ord. Prof. oldu ve Edebiyat Fakültesi Dekanı seçildi. 1934'de siyasi hayata atılarak Kars'dan meclise milletvekili olarak girdi. çok partili döneme geçiş sırasında C.H.P.' den ayrılarak D.P.'nin kurucuları arasına girdi. 14 Mayıs 1950'de D.P. iktidarı döneminde I. Menderes kabinesinde Dışişleri Bakanı olarak görev aldı. 1956'da Devlet Bakanlığı görevini sürdürürken bir yıl sonra D.P.'den istifa etti. Milletvekilliği de düştü. 27 Mayıs 1960'dan sonra Yeni Demokrat Partiyi kurdu. Ancak bu parti pek ilgi görmedi. Amblem olarak seçtiği "Kıratı" A.P.' ye bırakarak siyasi yaşamdan ayrıldı.

ESERLERİ
Arasında Türk Dili ve Edebiyatı hakkında araştırmalar 1934, Türk Saz
Şairleri Antolojisi 1940, Anadolu'da Türk Dili ve Edebiyatı'nın Tekamülüne bir bakış 1934, Osmanlı Devleti'nin kuruluşu 1959, On The Way to Democracy 1964, Edebiyat Araştırmaları Külliyatı 1966 adlarında bir çok kitap ve araştırma eser ve makaleleri vardır. Öte yandan İslam Ansiklopedisi'nde sahası ile ilgili ilmi makaleler yazdı.
Kaynak:www.biyografi.net/08.09.2007

 
FATİH  SULTAN  MEHMET
Fatih Sultan Mehmed (II. Mehmed), (d. 30 Mart 1432 – ö. 3 Mayıs 1481) yedinci Osmanlı padişahıdır.

İstanbul'u fethetmesinden sonra "Fatih" lakabıyla anılmıştır. Bazı tarihçilere göre İstanbul'un fethi, Orta Çağ'ın sonu Yeni Çağ'ın başlangıcı olmuştur. Bundan dolayı Fatih, "çağ açan hükümdar" olarak da tanınır. Fatih, çıkardığı yasalarla devleti önemli ölçüde yeniden biçimlendirmiştir.

Konu başlıkları
 
Gençlik Yılları ve Tahta Çıkışı [değiştir]

Fatih Sultan Mehmet(Mehmed), 30 Mart 1432'de, o dönemde Osmanlı Devleti’nin başkenti olan Edirne'de doğdu. 6.Osmanlı padişahı olan II. Murad’ın Hüma Hatun'dan olan oğluydu. Molla Gürani gibi dönemin ünlü bilginlerinden özel dersler alarak yetişti. 1443’te, çocuk yaşta Manisa sancakbeyliğine atanınca, hocaları ve danışmanlarıyla birlikte Manisa’ya gitti.

II. Murad, Balkanlar’da ve Anadolu’da çeşitli sorunların yaşandığı bir ortamda Mehmed’i Edirne’ye çağırdı ve tahtı ona bıraktı. Ağustos 1444’te, 12 yaşında deneyimsiz bir çocuğun padişah olması, Osmanlılarla çatışma halinde olan devletleri umutlandırdı. Bir Haçlı ordusu Tuna Nehri'ni aşıp Varna’yı kuşattı. Sadrazam Çandarlı Halil Paşa Anadolu'da bulunan II. Murad'ı Edirne'ye çağırdı. II. Murad, 10 Kasım 1444'te Varna Savaşı’nda Haçlı ordusunu bozguna uğrattı. Savaştan sonra da II. Mehmed’i tahtta bırakarak Manisa’ya çekildi. Ancak II. Mehmed’in padişahlığı Türk soylu Çandarlı Halil Paşa ile yeni padişahı destekleyen devşirme kökenli Zağanos Paşa ve Şihabeddin Paşa arasında şiddetli bir güç çekişmesine yol açmıştı. II. Murad’ın tahta dönmesini isteyen Çandarlı Halil Paşa, el altından bir yeniçeri ayaklanmasını destekledi ve II. Mehmed’i tahttan çekilmek zorunda bıraktı.

II. Murad Edirne'ye dönerek Mayıs 1446’da yeniden tahta geçti. Mehmed sancakbeyi olarak Zağanos Paşa ve Şihabeddin Paşa’yla birlikte Manisa'ya döndü. Bu dönemde Mehmed, 1448 ve 1450'deki Arnavutluk seferlerine katıldı. Babası ölünce de 18 Şubat 1451’de Edirne'de ikinci kez tahta çıktı.

Fatih Sultan Mehmet, Varna Savaşı'ndan önce Sadrazam Çandarlı Halil Paşa'nın tahta davetini reddeden babasına "Eğer padişah sen isen ordunun başına geç, eğer padişah ben isem emrediyorum ordunun başına geç" sözü ile, henüz çocuk yaşta iken, düşündürücü ve zeka dolu bir paradoks sunmuştur.

Kaynak:www.wikipedia.org/03.05.2007
 
 
  Kasım2007'den bugüne kadar 17702 ziyaretçi