| ANA MENÜ |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
HÜCRE
Bundan yüzyıllar önce, bilim adamları, maddenin en küçük parçası olan atomu bulduklarında, aynı çalışma veya düşünce ile insanında gözle görülemeyecek kadar en küçük par- çası olabileceğini düşünmemişlerdi. Atomun bulunması, keşfi veya analizinin yapılması uzun zaman sürmedi. Öyle ki: John Dalton ve sonraki bilim adam- ları, atomun çekirdeğini, etrafını çeviren elektron halkalarını, ato- mun kendi çevresinde akıl alamayacak bir hızla döndüğünü gö- rünce hayrete kaldılar. Daha sonraki laboratuar çalışmalarında, do- ğada 105 elementin bulunduğunu ve her atomun kendine has ö- zellikler içerdiğini, atomlarının sayılarının birbirinden ayrı olduğunu ispatladılar. Yanı, her element başka özellikler taşıyordu. Örnek: Te- miz hava dediğimiz Oksijende 8 tane proton ve 8 tanede elektron vardır. Başka bir element örnek verecek olursak, yemek tuzumuzun bir elementi olan Sodyum: Atom ağırlığı 23 tur. 11 proton, 11 elekt- ron ve 1de notronu vardır. Bu saydığımız elementlerin hepsi doğada bulundukları halde farklı atom yapıları ve sayıları vardır. Uzun yıllar, “Atom en küçük parçadır; ondan küçüğü olamaz.” diyorlardı. Ta ki: Albert Einstein, Amerika’daki çalışmaları sonucunda atomun çekirdeğini parçalayarak, bugünkü adıyla bilinen atom bombasını yapana kadar… Nükleer fizikçiler ve kimyacılar, maddeyi incelerken ve atomun sır- larını araştırırken, tıp alimleri henüz bir kaç hastalığın teşhisini yapabilmişlerdi. Araştırmalar devam etti tabii ki. Sonunda, canlılarında çıplak gözle görülemeye- cek en küçük parçası olan hücreyi buldular. Bir insan vücudu, milyarlarca hüc- reden meydana gelir. Hücrede tıpkı atoma benzer: Ortasında bir çekirdek vardır. Çekirdeğin etrafı Stoplazma denen bir özel sıvı ile çevrelenmiştir. Canlı beslene- rek stoplazmayı güçlendirir ve çekirdeği besler. Çekirdek, belli bir zaman sonra bö- lünerek ikiye ayrılır. Yeni bir hücre meydana gelir.Yanı: Hücre sayısı artar.Hücre sa- yısının artmasıyla o canlıda gelişerek büyür. Bir insan, en çok 22 yaşına kadar ge- lişme gösterir, boyu uzar. Demek ki, istisnalar hariç, bir insanın gelişmesi 22 yaşına kadardır. Bu yaşa kadar, o insanın hücrelerinde artış vardır. Bu yaştan sonra hücre artışı olmaz, tam tersine hücreler ölmeye başlar. Biz buna yaşlanma veya ihtiyarlama deriz. Düşünün: 15 yaşındaki bir erkeğin yüzündeki derinin şekli ile 55 yaşına gelince derisinin şekli aynı değildir zaten olamaz. Çünkü:Hücreler ölmeye başlamıştır. 1982 yılında Donne Denkla adında bir bilim adamı:”Ölümü önlemenin yolunu buldum!” diyerek, ortaya bir tez atmıştı. Ona göre:”İnsanın ölümü, vücudundaki hüc- relerin yaşlanması ve ölümüydü. Bende bu hücrelerin ölümünü durdurabilirsem hem yaşlanmayı dahası ölümü önleyebilirim.” diyordu. Fakat, bu adamın bilmediği veya bil- mek istemediği bir şey vardır: Allah, Kur’an’da buyuruyor ki: “Her insan,topraktan gelmiştir; her insan ölümü tadacaktır. EZELDENBEKAR/İkizdere/22.02.2008
|
|
|
|
|
|
|
| |
Kasım2007'den bugüne kadar 17702 ziyaretçi
|
|
|
|
| | |