Own free website with 1 GB free space?
   
  ASLINI İNKAR ETMEYENLER
  TÜRKÜ-MANİ
 
AYIYA BAK AYIYA
Üçer, beşer sayarım,
Sayıya bak sayıya.
Nasıl verdiler seni,
Ormandaki ayıya.

Hiç kimseye darılma,
Kendin ettin de buldun.
Adam mı kalmamıştı,
Gittin ayıyı buldun?

Ona boz ayı derler,

Hoşlanır ineklerden.
Akşam yedirir seni,
Çaldığı peteklerden.

Gittin aldın ayıyı,

Derdine dert katarsın.

Millet sana ne lazım,
Mağarada yaşarsın.
Ey kız acırım seni,
Gittin ayıya düştün.
O, bal yedide şişti,

Söyle, sen ne yemiştin?
Kime sorarsan söyler,
Yoktur o kızın aklı.
Seninde şansın bozuk,

Aldın bir dört ayaklı.
Fazla söze gerek yok,
Kime yazdım, bilirsin.
Hayal ettiğin yuva,
Kız başına yıkılsın.
EZELDEN BEKAR/21.10.2007

                    TÜRKÜ/MANİLER

                           ACAYİP  MAHKEME

Demirciler  köyünde,
İki insan  yaşardı.
Kahkahalar  atardı,
Sanki  dere  taşardı.
***
Gül gibi  geçinirdi,
Böylece  karı-koca.
Güzel  anlaşırlardı,
Hayatları  boyunca.
***
 
Olan  oldu  bir  kere,
İşler  döndü  tersine.
Hepsi  koşarak  gitti,
Şehrin  mahkemesine.
***
 
Aha  dedi,  savcı  bey,
Bu  benim hanımımdır.
Onu  çok seviyorum,
Canımdır, ciğerimdir.
***
 
SAVCI  BEY:
Dinleyin  arkadaşlar,
Amcamız  bir  anlatsın.
Ah  gitti,  vahın kaldı,
Tuzu kuru adamsın.
***
 
ADAM:
Sana ne uçkurumdan,
Sen  bak  kendi  işine.
Savcıysan,  haddini  bil,
Başlarım  geçmişine.
***
 
SAVCİ  BEY:
Adama bak,  şairmiş,
Şimdi  ayvayı  yedik.
Kızma be ağa dayı,
Şaka  yapalım  dedik.
***
 
ADAM:
Elli  yıllık evliyiz,
Dedim  ocak  şen  olsun.
Ömür  bitti,  bitiyor,
Bir  evladımız  olsun.
***
 
Hanım  dedi kız olsun,
Ben  dedim  erkek olsun.
Kavga  böyle  başladı
Yalan varsa  kör  olsun.
***
 
Sen misin  o zampara,
Vurdum başına  keser.
O da  aldı  baltayı,
Ben oldum  ondan beter.
***
 
HAKİM BEY:
O kadar zengin misin,
Var mı  cebinde para?
Kırktan sonra uyandın,
Ulan be kart zampara.
***
 
ADAM:
Evlendim  evleneli,
Bu  yüzüm  hiç  gülmedi.
Sen  konuşma hakim  bey,
Sana sıra  gelmedi.
***
 
SAVCİ  BEY:
Anlat bakalım  teyze,
Niçin  kavga  ettiniz?
Bunca  yıl boş  durdunuz,
Şimdi karar verdiniz?
***
 

Adam, bir  yandan ifade  verirken, bir  yandan da

Yüzündeki  kanları eliyle  siliyordu.
***
 
HANIM:
Bakmayın  kavgamıza,
Kocam,  adam  hasıdır.
Çok  sevilen  adamdır,
Hıyarın  ağasıdır.
***
 
ADAM:
Buna bir  ceza  verin,
Varsa burda  adalet.
Hem  başımı  yarmıştır,
Hem  hıyara hakaret.
***
 
HANIM:
Boşa  bizi hakim  bey,
Sabrımız kalmamıştır.
Bir  koca  olduğunu,
Sonradan anlamıştır.
***
 
ADAM:
Bir kutu  sigaraya,
Kandırmıştım  babanı.
Verin  bana  bir balta,
Keseyim  şu kafanı.
***
 
HAKİM  BEY:
Susun  bakalım  beyler,
Burası    mahkemedir.
Barışın,  gidin  buradan,
Dünya  halı böyledir.
***
 
SAVCİ BEY:
Devletin  savcısıyım,
Ben  yetkimi  bilirim.
Şakaydı  oldu,  bitti,
Barışın, sevinirim.
***
 
Hastaneden doktor  ve hemşireler geldi. Karı ve
Kocanın  yaralarını  pansuman ettiler.
***
 
KARI-KOCA:
Davacı  yok  hakim bey,
Bırakında  gidelim.
“Nisan  bir” şakasıydı,
Unut,  gitsin  diyelim.
ASİNKET/23.09.2007
 

    ASIN  BENİ
Sevdim sevmeyenleri,
Bana gülmeyenleri.
Ben mi öğreteceğim,
Aşkı bilmeyenleri.
**
Şeytan kırsın elimi,
Kasap kessin dilimi.
Yada siz gelin kesin,
Sevda diyen dilimi.
**
Ben sade sana verdim,
Sevda diyen sözümü.
Gelin kör edin bari,
Onu gören gözümü.
**
Çile çektim, yoruldum,
Oldum aşkın direği.
Onu taşıdım durdum,
Kesin atın yüreği.
**
Çektim, çekeceğim var,
Çok büyük günahım var.
Ne olur asın beni,
Sevdim kabahatım var.
**
Alem vefasız dolu,
Aydın buna ne etsin.
Atın beni ateşe,
Zalim baksın, seyretsin.
**
Lazım değildir bana,
Onun parası, bağı.
Gelin, kökünden kesin,
Ona giden ayağı.
**
Lazım değil köyünün,
Laleleri, gülleri.
Kesin, kırın, doğrayın,
Mektup yazan elleri.
**
Sevmiştim hayırsızı,
Baltayla kesin beni.
İnsan değil misiniz?
Ne olur, asın beni.
BENİ ASIN!...........

www.ikizdereliyiz.com

ASİNKET
 
SANDIK  BAŞINA

Bayan  türban  takamaz,

Oldu  “kamusal alan.”

Bunlar  dine baskıdır.

Gerisi  hepten  yalan.

             **

Muhalefet  çıldırdı:

“Gel  gidelim  seçime.”

Bütün  kurnazlıklardan,

Ne anlasın  Fadime.

           **

Görünen   laiklikti,

Yalan  oldu  gerisi.

Toplandı  muhalefet,

Boykot  etti  meclisi.

           **

Herkes  kafayı  taktı,

Üç yüz altmış  yedi’ye.

Kediler  aslan  oldu,

Aslan  döndü  kediye.

            **

Patronlarda  konuştu:

“Ne  şeriat,  ne darbe.”

Her  gün  ayrı  bir  miting,

Sanki  gitmişiz harbe.

            **

Bazıları  kenardan,

Oturmuş,  seyrediyor.

Sanki  devlet  yıkılmış,

Bayrak  elde  geziyor.

             **

Taktılar  peşlerine,

İtilmiş  kakılmışı.

Miting  düzenler  oldu,

Medyanın  satılmışı.

             **

Bağırdık:”Demokrasi!..”

Sonra  demokrat  olduk.

Seçimler  mahkemelik,

Dünyaya rezil  olduk.

            **

Düşmanlar  çevremizde,

Herkes  kendi  başına.

22 Temmuz’da,

Haydı  sandık  başına.

HEPBEKAR/14.05.2007
KIZIN  DERDİ

Güzel  karadenizin,

Güzel  insanları  var.

Çile çekenleri  say,

Sevdalı  kızları  var.

         *

Zengin  bir  patron vardı,

Sayardı  paraları.

Altmış  yıllık bir  yuva,

Birde  kızları  vardı.

         *

Yemez,  yedirirlerdi,

Giymez giydirirlerdi.

Yirmisinde  ak  saçlı,

Derdini  bilmezlerdi.

          *

Havalı  kız  değildi,

Beğenmezlik  etmezdi.

İçtiği  bir  bardak  süt,

Yemek  bile  yemezdi.

          *

Geceleri  uyumaz,

Bol  bol şiir  okurdu.

Bir  gün  sordu  annesi,

İçine  düşen  kurdu.

           *

Söyledi  babasına,

Götürelim  hocaya.

İnşallah  iyi  olur,

Erken  gider  kocaya.

         *

Hoca,  derin bir hoca,

Okursam  kırka gitmem.

Bana  rakip  olacak,

Onu  tedavi  etmem.

         *

Uykusunda  konuşur,

Sonra  başlar  gülmeye.

O  simsiyah  saçları,

Başladı  dökülmeye.

          *

Artık  süt  içmiyordu.

Düşünür  kara  kara.

Belki  bildiği  vardır,

Götürelim muhtara.

          *

Böyle  bir  zalim  muhtar,

Bu  dünya  görmemiştir.

Ölürümde  söylemem,

Bana    oy vermemiştir.

          *

Birde  doktora  gitse,

İyi  olur  inşallah.

Bir torba  ilaç  verdi,

Turp  gibidir  maşallah.

          *

Günden  güne  garip  kız,

Eriyip  gidiyordu.

Gece  yarısı  bile,

Telefon  ediyordu.

          *

Bir  gün   telefon  etmiş,

Şehirdeki  valiye.

Köy yolları  kapalı,

Dozer yollayın  diye.

         *

Valide araştırmış,

Olay  gerçek mi  diye,

Ağustosun  ortası,

Sıcak  çıkmış elliye.

         *

Kaymakamı  aramış,

Köyde  fakir  var  diye,

Fakir-fondan  para  ver,

Ya  da  biraz hediye.

         *

Bir  günde aramıştı,

Askerlik  şubesini.

Beş  yüz  tane kaçak var,

Toplayın  hepisini.

           *

Kara  bulutlar  sardı,

Birden  hava  karardı.

İki  kamyon  jandarma,

Geceden  köyü  sardı.

          *

Araştırdı  baktılar,

Bütün gençler  askere.

Kıza  çare  olurdu,

Kim  alırsa teskere.

         *

Köyde  cinayet  olmuş,

Savcı  Bey,  çabuk  gelin.

Anası  yakaladı:

Kızım  kırılsın  elin.

         *

Alo  dedi  savcı bey,

Polis  hazır eyledi.

Anası  açıkladı:

Kızım  yalan  söyledi.

        *

Ne  oldu  sana  kızım,

Yedin,  bitirdin  bizi.

Üzgünüm  anacığım,

Şayet  kırdıysam  sizi.

           *

Sırt  üstü  yere  yattı,

Gözlerini  kapadı.

Galiba  sonu  geldi,

Bütün  millet toplandı.

           *

Aniden  yerden  kalktı,

Bütün millete  baktı.

“Hepiniz  salaksınız.”

Sonra  sigara  yaktı.

         *

Kimi  dedi,  cin  çarpmış,

Biri  dedi  marazdır.

Baba  dedi,  şeytandır,

Bu    çektikleri  azdır.

          *

 Ulaaaaaaaa,  hâlâ  anlamadınız mı?

Bu  kız  aşıktır  daaaaaaaaaaaa!…

HEPBEKARAYDIN/10.03.2007   
ASK YARASI

Nedir aydinum nedir,
Soyle derdin bileyim.
Varmidur bir caresi,
Göz yasini sileyim.

Yas kirk hala bitmedi,
Tarladaki ektigin.
Nedendir bilemedim,
Hic bitmedi cektigin.

Insanliksa insanlik,
Hic bir eksigin yoktur.
Anlatta dinleyelim,
Neden dertlerin coktur.

O cimil deresinden ,
Sular akip gidiyor.
Cile ustune cile,
Insan lanet ediyor.

Bir kiz sevdin zamanla,
Oda seni sevmisti.
Bir vicdansiz birisi,
Araniza girmisti.

Once temiz bir sayfa,
Sonra birakti darda.
Sevdinda alamadin,
Lanet olsun bu sevda.

Cok temiz bir kalbin var,
Biliyorum yapini.
Seni sevmeyenlere,
Sende kapat kapini.

Hey gidi aydin coskun,
Icin pir pir parliyor.
Eden Allahtan bulsun,
Seni kimler darliyor.

Senki hocalik yaptin,
Bilinmedi kiymetin.
Her sey gelip gecici,
Insanliktir servetin.-

Ben deniz saban katar,
Almanyada yasarim.
Elimden bir sey gelse,
Senin icin kosarim.

Yokmudur bir guzel kiz,
Sana cevap verecek.
Hic pisman olmayacak,
Insanligi görecek.

Elbette bulunacak,
Bu isin bir kolayi.
Allahin kanunu bu,
Cicek bile solayi.

Kimi iyi at biner,
Kimisi duser attan.
Benden sana nasihat,
Umut kesme Allahtan.

Bir gun senin kaderin,
Ayagina gelecek.
Cok mutlu olacaksin,
Kalbin bile gülecek.

Sana bir sey dokunsa,
Yüregimden kan damlar.
Aydinun sitesinden,
Tum dostlara selamlar.

sabankatar@ikizderem.net
HEPBEKAR DÜĞÜNDE
Karadenizin düğünleri, diğer bölge ve illerimizin düğünlerinden farklı olur.Bu fark ise, şairlerin karşılıklı atışmalarıdır.Atışma, bir şair bir beyiti söyler,
diğeri geri kalanını yanı üçüncü ve dördüncü satırını söyler.Bu tip atışma biraz
zordur. Diğeri ise,bir kıta yı bir şair söylerken,öteki şairde başka bir kıta ile karşılık verir.Teke tek atışma olduğu gibi, bir kişi bir grupla ya da bir grup başka bir grupla atışır.Aslında bu atışmalar, bir müzik ve eğlence olmasına rağmen, genelde yenilen, cevap veremeyen kişi orada mahcup olur. Bendeniz, bir düğünde bir kızla atışmamı burada anlatacağım.
HEPBEKAR:
Çağırdılar da geldim,
Arkadaş düğününe.
Dedim neşe katayım,
Senin mutlu gününe.
Evlenen bu gençleri,
Kayır Allah’ım kayır.
Belki bur da bulurum,
Dişime göre şair.
FADİME:
Sen gibi acemiler,
Çok eskiden var idi.
Bu köyde namlı şair,
Benim babam var idi.
HEPBEKAR:
Eski sevdalarıma,
Bir Fadime var idi.
Ben , babanı tanırım,
Asker kaçağı idi.
EMİNE:
Hep kaçtı sevdaların,
Ağlarsın yana yana.
Uzadı sakalların,
Dede diyelim sana.
HEPBEKAR:
Kaçanların biri sen,
Şimdi tanıdım seni.
Berber paran peşindir,
Gel, tıraş ede beni.
SUZAN:
Evlenmedin, bekârsın,
Söyle ne hale kaldın?
Erken ayrıldın O’ndan,
Galiba deli aldın.
HEPBEKÂR:
Kadına el kaldıran,
Eli kırılsın eli.
Hanginizi alayım,
Zaten, hepiniz deli.
RUKİYE:
Ben köyün tek kızıyım,
Beğenmedin mi beni?
Belimde silahım var,
Çeker, vururum seni.
HEPBEKÂR:
At silahı kenara,
Gel, edelim sevdalık,
O beyaz ellerine,
Yakışmaz eşkiyalık.
NURAY:
Babamın yaşındasın,
Ne işin var dünyama.
Senin servetin yetmez,
Benim dudak boyama.
HEPBEKAR:
İnsanlara saygı duy,
Eğil Nuray’ım eğil.
Ben, insan istiyorum,
Boya dükkânı değil.
HÜSNİYE:
Celladın olacağım,
Aç bırakırsan beni.
Doksan kilo gelirim,
Ezer geçerim seni.
Hakikaten doksanlık…Millet gülmekten kırıldı.
HEPBEKÂR:
Hayat macera dolu,
Bu da geldi başıma.
Bir dozer eksik idi,
Sende çıktın karşıma.
Damat ve gelin gülmekten bayıldılar.
EMİNE-SUZAN-RUKİYE:
Uşak, evin uzaktır,
Yalnız gitme yoluna.
Sen kime karar kıldın,
Kim girecek koluna?
HEPBEKÂR:
Evim, beş yüze dört yüz,
Geniştir benim odam.
Şairin şanı budur,
Altı karılı adam.
KAYNATA: Ohooooooooooooooooo!........İmam Efendi, yarın, senin cenaze yevmiyen çıktı.
19.05.2006
BU ELLER
Allah’ın işi budur,
Kimini zengin eder.
İnsan olur, şımarmaz,
Varsa onda karakter.
İnsan olan insandır,
Saygısıyla ölçülür.
Para elin kiridir,
Güvenenler küçülür.
Bir gün yalnız kalırsın,
Akar o göz yaşların.
Sergile, neyin varsa,
Dava arkadaşların.
Sokak bit yiyenleri,
Taşlı tarla size düz.
Karnında yemek yoktur,
Koltuğunda beş karpuz.
Her devrin adamları,
Andırır madamları.
Kimileri boyalı,
Söz tutmaz bayanları.
Kara kara düşünür,
Sanki denize dalar.
Paran varsa “merhaba”
Yoksa başka tarafa.
Herkes kıyak ediyor,
Kendi akrabasına.
Burda sistem böyledir,
Menfaat dünyasına.
Kimisi bana sorar,
“Var mı, yok mu evlenmek?”
Sana mı kaldı deyyüz,
HEPBEKAR’ ı düşünmek?
Bekaraydın/26.04.2006
 
KUMA SAVAŞI
Nerden çıktı şimdi bu tarih dersi, demeyin. Ben, sizlere tarih dersi anlatacak değilim. Anlatacak olduğum olay Rize'nin bir köyünde yaşanmıştır (Aslında yaşanmamış ama ben yaşanmış gibi kabul ediyorum. ediyorum).
İdris, evleneli tam beş yıl oldu ama çocukları olmadı. Bu duruma eşi Fadime'de
çok üzülüyordu. Bir gün, İdris eşine şöyle der:"Benim canım, ciğerim, evimin direği, görüyorsun işte çocuğumuz olmuyor. Eğer sen gücenmezsen, kırılmayacaksan, ben bir evlilik daha yapmak istiyorum." Eşi Fadime'de:"Olsun beyim, yeter ki bu ev şenlensin." dedi. Hemen peşinden İdris, şöyle bir türkü söyledi:
İDRİS:
Ah Fadime Fadime,
Yaktın beni Fadime.
Edemedin bir çocuk,
Gelemedim kendime.
FADİME:
Bana kabahat bulma,
Yürü bakalım yürü.
Benim ne günahım var,
Sen kaldın tuzu kuru.
Hemen ertesi gün İdris, sabah erkenden kalkar ve karşı köye gider. Bulduğu bir kızı alarak onunla evlenir. İdris'te iş bulup köyde çalışmaya başladı. Evde artık iki kuma, işten arta kalan zamanlarda birbirlerine türkü atarlardı. Şaka ile başlayan bu atma türkü merakı, bakın sonunda nelere sebep oldu. (Fadime 1.Kuma, yeni gelen bayan da 2.Kuma).
1.KUMA:
Git desem gidemezsin,
Gel desem gelemezsin.
Yuva kurdurdum sana,
İyilikte bilmezsin.
2.KUMA:
Yemek yap, inek bekle,
Daha ne yapacaksın.
İdris söyledi bana,
Hizmetçim olacaksın.
Derken, kumalar kavgaya tutuştular. Akşam, İdris eve geldiğinde, gördüğü manzara karşısında ne yapacağını şaşırır. Çünkü:
Biri kesti kulağı,
Yerinden kan akayı.
Öteki vurmuş maşa,
Tek gözüyle bakayı.
İDRİS:
Kestiler birbirini,
Söyle, ne yapacağım.
İki kuma az geldi,
Dört tane yapacağım.
İdris, artık kimseye bir şey demeden evden çıkıp gitti.On beş gün sonra 2 tane daha kız getirerek onlarla da evlendi. Böylece evde dört tane kuma oldu.
Kimler, ne derse desin, türkü söylemek, özellikle atma türkü karadenizlinin kanında vardır. Küçük-büyük, kız, erkek, her nerde olursa olsun söylemeden duramaz.
İşte, evde dört tane kuma olur da işten kalan zamanda ne yapacak? Oturup ta dizi film izleyecek değiller ya. Yine atma türküye başlamış bizim yeni evlenen bu hanımlar.
1.KUMA:
Ah Fadime Fadime,
Şimdi sana oh olsun.
Dört tane kuma aldın,
İdris, gözün kör olsun.
2.KUMA:
Kazık çaktın dünyaya,
Yaşlandın, gebermedin.
Aslan gibi İdris'i,
Bir baba edemedin.
3.KUMA:
İdris çalışsın, dursun,
Bizde keyif edelim.
Bırak gevezeliği,
Yemek edin, yiyelim.
4.KUMA:
Her gün kavga, gürültü,
Gelin barış edelim.
Canınıza okurum,
Çay demleyin içelim.
Yine alışılmış manzara.. Kavgaya bu kez dört kumada karışmış. Kimin kime vurduğu belli değil. Evin içi savaş alanına dönmüş. Bu görüntülere artık İdrıs hem şehrimiz alıştığı için, sürpriz olmadı.
İDRİS: Bu böyle devam edemez. Yarından itibaren, aranızda önce boks sonrada güreş müsabakası yapacağım. Kazanan bur da kalır, kaybeden babasının evine gidecek!
Ne yalan söyleyelim? Dört kumada bu işe razı oldu.
Dördüncü kuma boksör,